Deneme – Neden Dalış?
diğer

Yaşadığımız şehir İstanbul; tam ortasından bir boğaz geçen, birden fazla köprü ile iki ayrı kıtayı birbirine bağlayan, namıdiğer Konstantinopolis. Her yerde trafik ışıkları, insanlar, parlayan reklam panoları, yürüyen milyonlarca insan, sürekli bir yerlere yetişme telaşı. Ancak bu şehirde yaşamanın bir güzel yanı otobüse binip Bodrum, Fethiye, Kemer, Kaş hatta Saros’a gidebilmek: hep beraber dalmayı seven bir grup insan ile dalış yapmaya gidebilmek. Peki, neden dalmaya gidiyoruz? Bu sorunun pek çok cevabı var.

Dalış güzeldir.

Dalış güzeldir.

Suyun altındayken cevaplanması gereken telefonlar, hemen dönülmesi gereken e-postalar, mesajlar yok. Aşağısı sessiz. Konuşulması gereken çok önemli konular, tartışılması gereken şeyler yok. Onlar bekleyebilir, mühimse “teknede konuşulabilir”. Ama aşağısı sessiz. Duyulan tek ses regülatörlerden çıkan, ritmik ve sakin nefes sesleri; eğer birileri bir canlı görmezse tabii. Ama aşağıda huzur var, o kesin.

Daldıkça vücudun dinamiklerini, denge noktalarını ve nefesin değerini keşfetmek de mümkün oluyor. Alınan her nefes çok kıymetli; o kadar kıymetli ki derinde ilerlerken bir nefes çekiyorsun, tutuyorsun (:)), yavaşça bırakıyorsun. Tıpkı yogada öğretilen nefes teknikleri gibi; kalp atışı yavaşlar, sakin ve bilinçli bir şekilde nefeslenirsin. Nefesinin de vücudunun da kontrolü senin elindedir.

Ayrıca klasik bir bilgi parçası olarak “yaşadığımız dünyanın %70’i sularla kaplıdır”. O zaman çok basit bir tümdengelim yapalım. Eğer dünyamızı tam anlamıyla keşfetmek istiyorsak, rotamızı denizin derinliklere de çevirmeliyiz, yoksa bu keşif eksik kalır. İnsanoğlunun da denizlerden karaya geldiğini düşünürsek; denize, derine gitmek geçmişimize de bir yolculuktur. Bunun dışında denizlerde yaşayan yüzlerce canlıyla yüzmek, onlarla aynı habitatı paylaşmak, gerçekten dünyada yaşayan canlıların hep göremediğimiz kısmını incelemek paha biçilemez. Sadece canlılar ve yer şekilleri de değil; derinlerde geçmişimiz de var. Birçok tank, uçak batığı sayesinde insan teknolojisinin geçmişten günümüze nasıl geldiğini gözlemlemek de çok mümkün.

Günlük hayatımızda yürümek, koşmak, yüzeyde yüzmek, uzanmak, hepsi çok güzel hareketler ama hepsi aynı fiziksel kuvvete ihtiyaç duyuyor: yerçekimi. Dalışta yerçekiminin monotonluğu yok. Sonsuz uzayda uçmak gibi, seni herhangi bir yöne doğru çeken bir kuvvet yok. Nereye gitmek istersen gidebilirsin, nasıl dönmek istersen dönebilirsin ve asla düşmezsin. Hem bence yer çekimi de bazen biraz sıkıcı da olabiliyor.

Dalışla ilgili öğrenilmesi gereken çok geniş bir bilgi yelpazesi var, ama çoğu dalgıç bu bilgileri sadece dalışta kullanmıyor ve yüzeye taşıyabiliyor. Dalış, iki insan arasındaki sözsüz diyalogu arttıran bir şey; çünkü aşağıda konuşamıyorsun, ellerinle ve mimiklerinde bir şekilde derdini anlatman gerek. Bu da bir şekilde anlaşmamızı, insanların iyi olup olmadıklarını ve keyif alıp almadıklarını da daha rahat okumayı sağlıyor. Ayrıca en basit kulak açma tekniklerini bir düşünün, her irtifa değişiminde – mesela uçak yolculuklarında – çok faydalı bir bilgi olabiliyor.

Tüm bunların dışında bu kadar derin düşünen ya da sadece dalmaktan epey keyif alan insanlarla karşılaşıyorsun. Başka türlü asla tanışamayacağın insanlarla beraber birçok kişinin göremediği yerlere iniyor, orada yüzüyor ve beraber bu deneyimi paylaşabiliyorsun. BÜSAS özelinde düşündüğümüzde ise genellikle yıllar boyu süren arkadaşlıklar elde ediyorsun, çünkü biliyoruz ki “Bir kere BÜSAS’lı her zaman BÜSAS’lı”.

Kısaca dalış, hem yaşadığımız bu gezegene ve içinde yaşayan onlarca canlıya, hem de kendi içimize yaptığımız bir keşiftir.

Kaş 2016

Kaş 2016

ETİKETLER: , , ,