1 GEZİ 2 FARKLI TAT: KAŞ SD VE KAŞ SCUBA’19
gezi

Editörün Notu: Koca bir seneyi, üç büyük geziyi ardımızda bıraktık… Gönüllerde yeri ayrı olan Kaş gezisini hiç unutmayalım diye, 1*larımızdan Mehmet Gökay Yıldız Kaş 2019’u anlattı. Kendisine bu eğlenceli yazı için teşekkür ediyoruz. Keyifli okumalar!
Bu senenin diğer gezi yazılarına ulaşmak için:
BODRUM’19
FETHİYE’19

Kulüp odasındaki teorik derslerle başlayan, bebek havuzun soğuk suyundaki havuz çalışmaları, Bodrum’un birçoğumuzun dalmasına izin vermeyen hırçın havası, İstanbul beyaza bürünmüşken girilen SD sınavları, yağmurun, rüzgarın ve güneşin bizi durduramadığı antrenmanlar ve muhteşem bir bahar gezisiyle geçen dolu bir yılın ardından önümüzde kalan tek engel finallerdi (ya da bazılarımız için prof.) “En azından bitince Kaş’tayız” motivasyonu ile onları da hallettikten sonra takvim yaprakları Kaş’ı gösteriyordu bile…

10 Haziran gelip çattığında hepimiz bize 11 günde 2 farklı tat yaşatacak şehre doğru yola çıkmaya hazırdık. Gezinin ilk kısmı serbest dalış olsa da otobüs git gel yapamayacağı için scuba ekipmanlarıyla beraber çıktığımız, Kaş’a uzanan uzun yolculuk başladı.

DCIM103GOPROG0114922.JPG

 

11 Haziran sabahında erken gelmiş bir grup olarak kulüp otobüsünü karşıladık ve hep beraber önümüzdeki 4 gün herhangi bir yükleme boşaltma yapmayacağımız fikrinin hafif keyfi ile ekipmanları hızlıca otel malzomuza yerleştirdik. Kısa bir süre içinde odalarımıza da yerleştikten sonra yeniden malzoda toplandık ve yanımıza sadece dalış elbiseleri, ABC ve kemerlerimizi alarak serbest dalış eğitimimizi tamamlayacağımız Asma6 plajına doğru yola koyulduk. Uzun yolun üzerine güzel bir kahvaltı yaparak yorgunluğumuzu attıktan sonra eğitim için giyinip kuşanmaya başladık. Eğitimin aşamaları sözde kolay olsa da başta alışmakta zorlandığımız bir süreç yarattı, yine de günün sonunda neredeyse hepimiz eğitimin tüm aşamalarını başarıyla tamamladık. Önümüzdeki günlerde dalışlarımıza artık tekne ile gideceğimiz için plajdan çıkarken eşyalarımızı 11 gün boyunca ikinci yuvamız olacak olan Dragoman’a taşıdık, sonrasında alışkanlıklarımızın tersine zincirsiz ve tüp nöbetsiz bir şekilde dağıldık. Akşam ise SD’ci sınır tanımaz mottomuzla geceye Dejavu’da başlayıp Küçük Çakıl’da ilk günün kapanışını yaptık.

WhatsApp Image 2019-07-05 at 19.13.15

İkinci gün artık teknedeyiz, Kaş SD sistemimize göre sabah ve öğleden sonra 2 farklı bölgeye gidiyoruz. Öğle arasında kaybettiğimiz enerjinin yerini doldurduktan sonra 2. bölgede tam gaz dalmaya devam ediyoruz. İlk tekne günümüzün sabahında gruplar halinde nispeten sığ ve alışmak için güzel bir bölgede dalışlarımızı gerçekleştirdik. Dünden eğitimi yarım kalan arkadaşlarımız da burada eğitimlerini tamamlayıp gruplara katıldılar. Öğleden sonra tank batığı ve köpek balığı heykeli olan bölgede kendi sınırlarımızı deneyip zorladığımız dalışlar gerçekleştirdik. Akşamında, önümüzdeki günlerde, gezinin scuba bölümünde de sık sık ismini duyacağımız ve gideceğimiz Frida Pub’da muhabbete dalıp geceyi bir SD klasiği olan Küçük Çakıl’da sonlandırdık. Gecenin sonunda dönem boyu bizimle beraber koşan SD sorumlularımız Yiğit ve Uğur’un bu sefer denize doğru koşar adım gidiş ve dönüş sahnelerini akıllarımıza kazırken fotoğraflarla da ölümsüzleştirmeyi unutmadık.

Üçüncü günün sabahında rotamızı Kaş’ın dillere destan dalış bölgesi Kanyon’a çeviriyoruz. Scuba fragmanı tadındaki güne akıntıyla mücadelemiz de eklenince, sabahı fazlaca efor harcamış olarak geride bırakıyoruz. Öğle arasında durağımız yine Kaş boyunca klasikleşicek belediye tost, siparişler full karışık. Öğleden sonra gittiğimiz bölgede, bahsi geçen tekne batığı yüzeyden görünemeyecek kadar derinde olduğu için batığı kendi çabalarımızla aramaya koyuluyoruz. Bu sırada gördüğümüz büyük kaplumbağa keyfimizi yerine getiriyor, bir kısmımız onun çevresinde vakit geçirirken başka bir grup tekneyi buluyor ve herkes yaklaşabildiği kadarıyla batığı gözlemlemeye çalışıyor. Gezinin sonuna yaklaşırken artık sorumluluk alıp durgun seyreden Kaş gecelerini canlandırmaya karar veriyoruz ve soluğu “Queen”de alıp yorulana kadar dans ediyoruz.

new2

Ve gezimizin serbest dalış kısmının son günü geliyor. Sabah scuba’da da yolumuzun düşeceği Heybeli Ada’ya gidiyoruz. Tekneye dönmeye doğru neredeyse hepimiz halka şeklinde baloncuk çıkarma trendine kapılıyoruz. Öğleden sonrası içinse özel bir etkinlik var: Sualtı rugby’si (kulakların favori etkinliği değil.) Takımlar arasındaki mücadele kıran kırana devam ederken hepimizi şaşırtan bir kırılma noktası yaşanıyor; Adilhan suyun altında topu çaldıktan sonra olağanüstü performansı ile topu kendi kalesine atıp takımına bitirici darbeyi vuruyor. Tekneden ayrılmadan gezi fotoğrafı çekiyoruz(tabii ki de teknemizin direğini fotoğrafa dahil etmeyi unutmadan). Böylelikle kısa SD gezimiz dalış anlamında tamamlanmış oluyor. Gezimizi tam anlamıyla tamamlayalım diye “Geleneksel SD Rakısı” için Zula Meyhanesine gidiyoruz. Şişeler azaldıkça keyifler artıyor, içimizdeki dans etme isteği bizi dürtmeye başlıyor derken soluğu yine “Queen”de alıyoruz.

rakııı

Bol eğlenceli, bol dinlenmeli, bol muhabbetli ve herkes için dinlendirici sayılabilecek gezimizden bir sürü yeni anı ve dost ediniyoruz. Bu sene aramızda olmayanları, önümüzdeki sene SD ailesine katılmaları için ısrarla davet ediyoruz :)

14 Haziran gecesi biz SD’ciler son kadehlerimizi yudumlarken bazılarımız için ise gezi yolculuğu yeni başlıyordu. Sonraki gün, gecenin yorgunluğuyla uykuyu biraz fazla kaçıran SD’ciler uyandığında kadrodaki bütün eksikler tamamlanmıştı bile. Ara günün akşamında yeni gezimize merhaba, yeni gelenlere de hoş geldin demek için Frida Pub’a geçtik.gun4

Ve Scuba’nın ilk günü, saat 8.30’da malzodayız. Boş gün hepimize iyi gelmiş, enerjimiz yüksek. İlk gün rotamız Neptün, amirimiz Tuğçe. Hepimiz haftalardır özlediğimiz dalış keyfini doyasıya yaşarken bir yandan da dört bir elden takım kuşandırıp platforma yardım ederek dalış gününün akıcılığını sürdürmek için çabalıyoruz. Dönüşümüzün ardından, SD gezisinde akıllardan çıkan, olmazsa olmaz tüp nöbetlerimizi tutuyoruz. Akşamında bir an da olsa ülke gündemine dönüp “büyük düello” için televizyona kilitleniyoruz. Sonrasında ise tatilde olduğumuz gerçekğini daha fazla ihmal etmeden soluğu “Queen”de alıp muhabbetimize devam ediyoruz.

İkinci gün amirimiz Işıl, rotamızın SD’de de yolumuzun düştüğü Heybeli Ada olduğunu açıklıyor. İlk gelişimizde biraz uzaktan gözlemleyebildiğimiz posidoniaları bu sefer sırtımızdaki hava kaynağının bize verdiği yetkiye dayanarak tam da onların seviyesine inip gözlemliyoruz. Teknede keyifli anların geçtiği güne damgasını “D’OH” tişörtleri vuruyor. Tekne sonrası doğrudan tostçuya gidip ardından 101 oynadığımız SD günleri bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçerken, yüklediğimiz pikabı boşaltmak üzere otele yürüyoruz. Artık yeni rutinimiz pikap boşaltımı sonrası havuza atlamak. Akşam için dinlendikten sonra yine başka bir rutine dönüşen Frida Pub’a geçiyoruz… Biralar bitince gelen ani bir dans kararıyla bu sefer de “The Red Point”e BÜSAS olarak renk katıyoruz.doh

Üçüncü gün amirimiz Berke rotamızı sabırsızlıkla beklediğimiz Kanyon’a çevirdiğimizi açıkladığında hepimiz heyecanlanıyoruz. Suyun altındaki bu güzel yer şeklini görmenin ve uçurumdan atlarken free-fall hissini yaşamanın heyecanından olsa gerek, ne akıntı ne de dalış bölgesinin tekneye uzaklığı keyfimizi kaçırmıyor. Bu güzel dalış gününün akşamında da güne yakışır bir etkinlik olan 1* Bröve Dağıtımı ve “Langırt Turnuvası” var. Takımlar oluşturulup ilk turlar oynandıktan sonra 1* bröveleri de dağıtılıyor. Kıran kırana maçların ve efsane geri dönüşlerin yaşandığı turnuvayı Ökkeş ve Mert Can’ın hayat verdiği “Ton Balığı ve Rus Eskortlar” kazanıyor.

Dördüncü gün, biz daha malzoda güne yeni başlarken bir grup 2 ve 3 yıldız ilk dalışlarını çoktan yapmış, teknede bizi bekliyorlar. Amirimiz İlayda bölgemizin Limanağzı olduğunu açıklıyor. Bir yandan grup dalışları, kebap dalışlar devam ederken dalışı bitenler de masmavi suların keyfini çıkarmayı ihmal etmiyorlar. Dönüşünde ise hızlıca yemekler yenilip yorgun arkadaşlar hassasiyetle motive edildikten sonra “Uyuyan Dev” yoluna düşüyoruz. Dik patikaların azizliğine uğrayıp ayağı kayanlar, gün içinde bu kadar basınç değişimine dayanamayıp kanayan burunlar olsa da zirveye vardığımızda karşımızda olan manzara tüm olumsuzlukları unutturuyor. Her BÜSAS’lının en az bir kere deneyimlemesi gereken bu yolculuğu da tamamladıktan sonra Frida’da yorgunluk biralarımızı içip kalan enerjimizle Red Point’te dans edip dördüncü günü de bitiriyoruz.

new3

Beşinci gün bizi yine Kanyon’dan hatırladığımız akıntı karşılıyor, bölgemiz ise çok yakınındaki “Oasis”. Kazasız belasız güzel bir dalış gününün sonuna yaklaştık derken Hakan abi kimseden habersiz yaptığı tatbikatla bir an olsun yürekleri ağza getiriyor. Kaş’ta artık son gecemiz, bu aynı zamanda 2019 sezonu büyük gezilerinin de bitişi anlamına geldiğinden yarın yokmuş gibi eğleniyoruz. Bu muhteşem gezinin ve muhteşem sezonun son gecesinin hakkını verip Kaş gecelerine uzun bir veda ediyoruz.

Son gün gelip çattı, amirimiz Hazal Kaş’taki son durağımızın “Flying Fish” olduğunu açıklıyor. Daha önce gittiğimiz yerlerden farklı olarak hemen yakınımızda bir kara parçası yok, denizin ortasındayız. Kuvvetli akıntısı sebebiyle yerimizde durmakta zorlandığımız için derinliğe inişimizi tekne halatından tutunarak sağlıyoruz. Farklı iniş tecrübemizle geçen keyifli dalış gününün ardından önce tamamlanan gezinin şerefine hepimiz suya atlıyoruz, sonra da tekneye dönüp gezi fotoğrafımızı çekiyoruz (bu sefer direği hesaba katarak). Dönüşünde ilk iş olarak tüm eşyaların bulaşığını yaptıktan sonra yavaş yavaş vedalar, dağılmalar başlıyor. Bütün malzemeleri toparlayıp, malzoyu boşaltıp, karınları da doyurup Kaş’a veda ediyoruz. Geride bir sürü anı, dostluk, anlatılacak hikâye, muhteşem bir gezi ve bir dolu fotoğraf bırakıyouz. Gezi bittiğinde fotoğraflarınıza bakarken tam istediğiniz gibi olmayanlar olacaktır ama “ille de kaliteli olsun diyorsanız Kaş’a dönüp tekrar çekinmeniz lazım.”

gezi foto