FİZYOLOJİK FARKLILIKLAR – 1 | Obezite ve Dalış
araştırma

Editörün notu: Yeni bir seriye başlıyoruz! derin okuyucularıyla bu defa dalışı olumsuz yönde etkileyebilecek fizyolojik farklılıklara ve hastalıklara odaklandığımız 5 yazılık bir seriyi paylaşacağız. Serimizin ilk yazısı planlama ve malzeme sorumlumuzdan; İlayda, obezitenin dalışa etkilerini araştırdı. Keyifli okumalar!
Obezite, günümüzde sık görülen bir hastalıktır ve gün geçtikçe bu hastalığa sahip insan sayısı da hızla artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tanımına göre vücutta sağlığı bozacak şekilde aşırı yağ birikmesi obezite olarak adlandırılır. Fazla kilo ve hızlı yağ birikimi bu hastalığa sebep olur ve hayati riskler taşır. Boya göre vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranına (vücut kitle endeksi) göre fazla artması obeziteye sebep olur. Dünya’nın her yerinde hızla artmakta olan düzensiz beslenilen yaşam biçimi, 1975’ten itibaren obez insan sayısını üçe katlamıştır. Araştırmalara göre dünya genelinde fazla kilo nedeniyle gerçekleşen ölümlerin sayısı, zayıflık nedeniyle gerçekleşenlerden oldukça fazladır çünkü obezite, birçok hastalığı daha birlikte getirir.

1e2d3e791d5ddc2dc4f83924a03e055e
Tüketilen enerji ile harcanan enerji arasındaki kalori dengesizliğinden kaynaklanan obezite, yakılması zor yağlı yiyeceklerin sık tüketilmesi ve fiziksel olarak aktif olmamanın verdiği metabolizma yavaşlamalarıyla birlikte şiddetini arttırır. Bu metabolizma yavaşlamaları kalp rahatsızlıkları, diyabet, solunum rahatsızlıklarının oluşumuna ve bazı kanser türlerinin çabuk yayılmasına sebep olur.

SCUBA dalış, her yaştan insanın yapabileceği bir aktivitedir. Aynı zamanda, dalışların güvenli ve kurallara uygun gerçekleşmesi için bazı sağlık koşullarına uyulması gerekir çünkü herhangi bir dalışta bu olumsuz sağlık koşullarını tetikleyebilecek tehlikeli durumlar yaşanabilir. Örneğin, akıntılı bir bölgede dalış yapmak obez bir dalıcının sağlık durumunu tetikleyebilecek bir durumdur.

Kalp Rahatsızlıkları:

f14d013184a6e5c4928ec7caa76142dc

Obezite, kalp yapısında yaptığı değişikliklerle kardiyovasküler hastalık riski taşımaktadır. Obez kişilerde, metabolik gereksinimler arttığı için kalbin iş gücü de artar ve bu durum kalp ritminin bozulmasına hatta kalp yetmezliğine sebep olabilir. Kalp rahatsızlıklarının başlıca nedeni olan damar sertleşmesi, kolesterol veya diğer yağ materyallerinin damarların iç çeperlerinde birikmesiyle oluşur. Gitgide artan çeper kalınlığı, sertleşen damarlardaki kan akışının yavaşlamasına sebep olur. Etkilenen damarın çeşidine göre damar sertleşmesi kalp, beyin veya vücuttaki başka organları etkileyebilir. Kan akışının yavaşlaması, oksijenin vücuttaki gerekli organlara zamanında ulaşmasını engeller. Kalp kasına, ritmik kalp atışlarını sağlaması için gerekli enerjiyi verecek olan oksijenin az ulaşması veya ulaşmaması kalp krizine kadar gidebilecek sonuçlar doğurur. Su altında akıntı, heyecan, malzeme problemi gibi olumsuz bir durum yaşanması halinde fazla efor sarf edilmesi gerektiği de düşünülürse böylesine riskli bir sağlık durumu olan kişinin dalması hayati risk taşır. Olası bir müdahale durumunda gerekli ilkyardıma ulaşmak için geçecek olan süre, dekompresyon ve barotravma riskleri nedeniyle kritik süreyi geçeceğinden koroner kalp rahatsızlığı olan insanların dalması kesinlikle tehlikelidir. DAN (Divers Alert Network) kurallarına uygun olmayan bu sağlık problemi, dalış eğitimi öncesi alınan sağlık raporunda obezite hastası insanların durumları da detaylıca incelenir.

  • Hiperlipidemi

Dec5_2018_Getty_898446438_Obesity-696x494

Kanda aşırı oranda yağ bulunmasına hiperlipidemi denir. Kolesterol, vücuttaki tüm hücrelerin zar yapısında bulunan ve kanda dolaşan bir yağ çeşididir. Hiperlipidemi, iyi kolesterol ve kötü kolesterol olarak iki farklı çeşitte gözlemlenebilir. Kötü kolesterol, koroner kalp rahatsızlıklarında da bahsedildiği gibi damar iç çeperlerinin kalınlaşması sonucu kan akışının azalması ve oksijenin hayati organlara zamanında taşınmaması nedeniyle dalıcılar için hayati risk taşır. İyi kolesterol ise sağlıklı bir insanın damarlarındaki birikmiş yağ moleküllerini karaciğere taşıyarak olası kalp ve damar rahatsızlıklarının etkisini azaltır, böylece vücuttaki organların yeterli oksijenlenmesi sağlanmış olur. Ancak, obezite gibi vücutta fazla yağ birikmesine sebep olan hastalıklar iyi kolesterolün etkisini azalttığı için obezite rahatsızlığına sahip kişilerde iyi kolesterol, damar sertleşmesine kesin çözüm değildir.

  • Hipertansiyon

Yüksek kan basıncı olarak da bilinir. Kan basıncı, kanın damar çeperlerine uyguladığı kuvvetin ölçümüdür. Obezite hastalığının damar çeperlerini ve kalp yapısını değiştirdiği göz önünde bulundurulduğunda, hipertansiyon riskinin obez kişilerde çok arttığı gözlemlenebilir. Hipertansiyon, egzersiz ve ilaçlarla kontrol altına alınabilecek bir sorunken kullanılan bazı ilaçların yan etkileri vücuttaki önemli organlara zarar verebilir. Uzun süreli hipertansiyon geçiren bir kişinin kalp ve böbreklerinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Koroner kalp rahatsızlığı kadar ciddi bir rahatsızlık olmasa da hipertansiyon sıkıntısı yaşayan dalıcıların bilinçli olması gerekir. Kan basıncının kısmen daha kontrollü (kısa zamanlı hipertansiyon) olduğu dalıcıların dalış öncesi gözlemlenip su altı sağlık kuruluşları tarafından durumları onaylanırsa; güvenli, limitlerde olmayan dalışlar yapmalarında bir sakınca yoktur.
Diyabet

DİYABET

Obezite hastalarının tedavi edilmedikçe Tip 2 diyabet hastası olma ihtimalleri oldukça artar. Bu ilişkinin en büyük nedeni ise tip 2 diyabetin karın bölgesindeki yağlar ve hareketsizlikle ilgili olmasıdır. Obez kişilerin doymuş yağ alımı çok yüksektir ve posa tüketiminin yetersiz olması diyabete neden olur. Hipoglisemi, kan şekerinin düşmesi durumuna denir ve hipoglisemik ataklarda baş dönmesi, baş ağrısı, terleme, çarpıntı hatta ölüm bile gerçekleşebilir. Tip 1 diyabet hastalığında daha sık görülse de tip 2 diyabet hastalarında atak görülmesi mümkündür. Bu nedenle, diyabet hastası bir kişinin hipoglisemik atak geçmişi varsa kesinlikle dalmaması gerekir. Dalış esnasında ileri seviye atak geçirildiğinde kalp rahatsızlıklarında da olduğu gibi hem kalıcı hasarlar hem de ilkyardıma geç erişme problemi yaşanabilir. Hafif ataklarda ise semptomlar dalıcının hiperventilasyon yapmasına ve hayati organlarının oksijenlenmemesine sebep olabilir.
Hipoventilasyon

Her obezite hastasında bulunmamakla birlikte bazı kişilerde Obezite Hipoventilasyon Sendromu (OHS) isimli bir alveoler solunum problemi gözlemlenmektedir. Obezitenin seviyesine göre yaşanma ihtimali değişen bu sendromun temel sebebi bel çevresinde yoğunlaşan yağların diyafram kası fonksiyonlarını bozmasıdır. Obezite, vücutta oksijen tüketimini ve karbondioksit üretimini arttırarak akciğerlerin iş yükünü çoğaltmaktadır. OHS geçiren hastaların metabolizmalarında yapılan iş normalden % 280 fazla, harcanan enerji ise 10 kat fazladır. Bu nedenle, OHS geçiren kişilerde pulmoner gaz değişimi sürekli olarak yavaştır ve günlük hayatta bile oksijenlenememe problemi yüzünden sürekli uyku halinde olan bu kişilerin dalması hayati risk taşır. Dalış esnasındaki ufak enerji harcayışları bile oksijen yetersizliğine sebep olarak hayati organların oksijenlenmesini engeller.

 

Kaynakça
[1] World Health Organization, Obesity and Overweight, https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/obesity-and-overweight
[2] Divers Alert Network, The Heart & Diving, https://www.diversalertnetwork.org/health/heart/heart-basics-introduction
[3]Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Obezite ve Kardiyovasküler Hastalıklar/Hipertansiyon, https://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/t49.pdf
[4] Okmeydanı Tıp Dergisi, Obezite Hipoventilasyon Sendromu, https://www.journalagent.com/eamr/pdfs/OTD_30_SUP_1_15_18.pdf