BÜYÜLEYİCİ BİR TUTKU: SU ALTI FOTOĞRAFÇILIĞI
röportaj

Editörün notu: Üyelerimizden Maide İdil İspir, su altı fotoğrafçılığı üzerine harika bir yazı kaleme aldı. İdil’e ve su altı fotoğrafçılığına dair sorularını yanıtlayarak yazıya katkıda bulunan, kendisi de eski bir BÜSAS’lı olan CMAS Görüntüleme Kurulu Başkanı Kerim Sabuncuoğlu’na çok teşekkürler! Keyifli okumalar.


“Her fırsatta dalın ve yanınızda mutlaka bir kamera taşıyın”

                                                                                                (Kerim  Sabuncuoğlu)

Yaşadığımız “an”lardan geriye kalan en somut ve en gerçek şeylerdir fotoğraflar. Deklanşöre bastığımız an, akıp giden zaman durur. Anılar unutulabilir, hafıza yanıltabilir belki ama fotoğraflar her baktığımızda o anı ve o an yaşadıklarımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi en gerçek haliyle hatırlatır bize. Bunun yanı sıra, fotoğrafların bir diğer güzel yanı da; anılarımızı, gittiğimiz gezdiğimiz yerleri veya insanları, başkalarına anlatırken, bunları o kişinin hayal gücüne bırakmak yerine somut bir şekilde gösterebilmemizi sağlamasıdır. Söz konusu dalış olunca da, su altı fotoğrafçılığı, insanoğlunun su küreye ve su canlılarına olan merakını bir nebze olsun gidermiş, su altı ve üstü arasındaki sır perdesini aralamıştır. Nitekim su altı canlılarıyla ilgili bildiğimiz birçok şeyi su altı fotoğraflarına borçluyuz.

İlk su altı fotoğrafı 1856 yılında William Thompson tarafından çekilmiştir. İlk “başarılı” su altı fotoğrafının ise 1890’larda, 80 metre derinlikte Louis Boutan tarafından çekildiği bilinmektedir. Ağır ekipmanları toplamda 4 kişi dalış yaparak indirebilmiştir. Üstelik dönemin teknolojisi gereği, fotoğraf 30 dakikadan uzun sürede çekilmiştir. 1938 yılında ise Amerikalı fotoğrafçı Bruce Mozert, dönemin ünlü pin-up modellerini su altında fotoğraflamış ve böylece sualtı fotoğrafçılığına farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.

Dünya Su altı Aktiviteleri Konfederasyonu (CMAS) 1979 yılından beri su altı görüntüleme yarışmaları düzenlemektedir. Türkiye Su altı Sporları Federasyonu (TSSF) ise 2005 yılında Su altı Görüntüleme Kurulu oluşturmuş ve yine aynı yıl CMAS Dünya Su altı Fotoğraf Şampiyonası’na, Su altı Fotoğraf Milli Takımı ile ilk defa katılmıştır. O tarihten beri milli takımımız bu yarışmaya katılmaya devam etmektedir.

Bu yazıyı hazırlarken Boğaziçi Üniversitesi 1987 mezunu, CMAS Görüntüleme Kurulu Başkanı Kerim Sabuncuoğlu ile görüştüm. Kendisine beni kırmayıp su altı fotoğrafçılığına dair bilgi, tecrübe ve tavsiyelerini paylaştığı için teşekkür ediyorum. Suyun altı, kullanılan malzemeler, flaş açıları, ışık ayarları, yarışmalar ve jüriler gibi konularda merak ettikleriniz için sizi onun sözleriyle baş başa bırakıyorum.

Keyifli okumalar…

“Su altı ve su altı fotoğrafçılığı dendiği zaman genelde sorulan sorular başımdan geçenler ya da en iyi dalış noktaları oluyor. Siz su altı fotoğrafı meraklılarına bu işe nasıl başladığımı anlatmak yerine faydalanabileceğiniz kısa bilgiler vererek konuya biraz ışık tutmak istiyorum.

 

Suyun Altı

            Bu yazıyı okuyorsanız zaten dalış tecrübeniz ya da su altına merakınız var demektir. Hepimizin bildiği gibi su altında devinim bitmez. Sürekli yer değiştiren canlılar, derinliğiniz, su sıcaklığı, gökyüzü (haliyle su altına gelen ışık), gelgitler, dalgalar eğer alışık değilseniz çok farklı olan bu dünyada biraz şaşırabilir biraz da fotoğraf çekme konusunda bocalayabilirsiniz.

            Kısacası su altı fotoğrafçısının olmazsa olmaz birinci şartı mutlaka iyi bir dalgıç olmaktır. Fotoğraf çekerken zamanı ve derinliği unutmamanız her an ne yaptığınızı bilmeniz gerekir. Kalbinizdeki fotoğrafçı bir kare daha çekmek isterken beyninizdeki dalgıç sizi güvenli bir şekilde yukarıya çıkartmalıdır. Bir diğer önemli konu da, iyi bir fotoğrafçının iyi bir dalış partnerinin olması gerekliliğidir. Dalış partneri sizin modeliniz, arayıcınız, tripodunuz, dalış bilgisayarınız, kısacası her şeyiniz olacaktır. Şampiyonalarda ödül kazanan fotoğrafçılar yıllardır aynı dalış partnerleri ile dalmakta. Bu devamlılıkta beraberinde inanılmaz bir uyum ve arkasından da başarıyı getiriyor.

 

Malzeme

            Yurtdışından satın almakta olduğumuz tüm malzemeler gibi fotoğraf ve dalış ekipmanları da çok pahalı. Üstelik iyi bir DSLR fotoğraf makinesine alacağınız su altı kılıfı (housing) neredeyse makine ile aynı fiyatta. Burada tavsiyem öncelikle ikinci el makineler, kılıflar, flaşlar almanız. Hem satanı sevindirirsiniz hem de acemilik döneminizde bozacağınız ya da su aldıracağınız malzeme canınızı çok acıtmaz, çok üzmez.

            Ama illa da sıfır olacak diyorsanız DSLR makinalara göre çok daha ucuz olan kompakt kameralar ile bu işe başlayabilirsiniz. Kompakt kameralar fotoğrafçılığa başlayabilmeniz için çok yetenekliler ve fotoğrafçılara çok fazla efekt/filtre seçeneği sunuyor. Üstelik bir dalışta istenirse makro istenirse geniş açı fotoğraf çekme imkanına yani geniş bir lens aralığına sahip oluyorsunuz.  Ama dediğim gibi başlangıç seviyesi için iyi olmakla beraber küçük sensörleri ve optik sınırlamalar yüzünden DSLR makinelerin ayarında henüz fotoğraf çekemiyorlar. Su altı fotoğrafçılığını severseniz hele hele yarışmalara iddialı katılacaksanız mutlaka DSLR makine almanızı tavsiye ederim.

            DSLR makineler ise hem pahalı hem de yapıları gereği diğer alternatiflere göre büyükler. Ancak sundukları lens alternatifleri ve çekilen fotoğrafların yüksek çözünürlüğü, çekim sonrasında yapılacak photoshop uygulamalarında sanatçının elini rahatlatıyor. Öyle ya artık fotoğrafın yarısı sahada bir makine ile diğer yarısı ise ekran karşısında türlü programlar ile düzenlenerek oluşuyor. Her geçen gün bu programlar sayesinde fotoğrafçılar yaratıcılıklarının sınırlarını zorlayabiliyorlar.

            Malzemenin bana göre en vazgeçilmez olanı (fotoğraf makineniz ne olursa olsun) iyi bir su altı flaşıdır. Unutmayın derinlik arttıkça güneşin ışınları suyun altına azalarak girebiliyor, bu da karada gördüğümüz renklerin su altında yavaşça kaybolması anlamına geliyor. Yani elinizi kesseniz her derinlikte kanın rengini ayrı görürsünüz. Flaşlar gerçek renkleri ortaya çıkartacaktır. Unutmayın özellikle minik makinelerin üzerindeki flaşlar sadece sığ suda kullanışlıdır, üzerine satın alacağınız iyi bir ya da iki flaş her derinlikte işinize yarayacaktır.

 

Flaş Açıları

            Suyun altında fotoğraf çekmek, tozu yeni alınmış bir odada flaşla fotoğraf çekmek gibidir. O oda içerisinde havadaki toz partiküllerinden flaşınız nasıl yansıyorsa, sudaki partiküllerden de flaşınız yansıyacak, fotoğraflarınızda yağan kara benzeyen beyaz parçacıklar olacaktır (backscatter). Internet’te flaş açılarını ayarlayarak bundan nasıl kurtulacağınızı gösteren onlarca yazı ve video var izlemenizi tavsiye ederim. Prensip olarak bilmeniz gereken flaşlarınızın açısı objektif ile fotoğrafını çektiğiniz objenin arasında kalan su kolonunu aydınlatmamalıdır. Backscatter bu kolon içerisinde kalan partiküllere vuran flaş ışınının geriye yansımasından oluşur.)

 

View this post on Instagram

There two methods to photograph sharks at Palau. One of them is scuba diving, the other is just lowering your camera from the back of your boat and photograph their beautiful dance. When you tell people that you are an underwater photographer, their common question is “do you see sharks ?”. Yes I see sharks, here is the proof and to tell you the truth I cant get enough of them. #scubadiving #scuba #cmas #underwaterphotography #underwater #deepsea #natgeo #instagood #sualtı #sualtıphoto #marinelife #rarebeauty #ocean #oceanart #deepseacreatures #nikonphotography #natgeo #nikond800 #amazing #scubadiving #nexushousing #inon #sweetheart #bg_underwater #shark #sharks #palau #dance #reflection #sharkpassion #blacktip

A post shared by Kerim Sabuncuoglu (@kerimsabuncuoglu) on

Işık,  Alan Derinliği,  Beyaz Ayarı

            Anı dondurmak özellikle hızlı hareket eden balıkları net bir şekilde çekmek istiyorsanız (unutmayın mutlaka gözleri netlemeli ve kadrajı o şekilde almalısınız) 1/100 enstantanenin altına düşmeyin. Daha düşük enstantaneleri ancak konuya hakim olup değişik efektler yapmak istiyorsanız tavsiye ederim (rear-curtain sync, mavi fon etc.)

            Diyafram bildiğiniz üzere sensöre düşen ışığı belirlerken alan derinliğine hükmettiğiniz önemli bir unsurdur. Geniş açı fotoğraflarınızda çok miktarda ışığa ihtiyacınız var ise f5.6 ya kadar çıkabilirsiniz ama alan derinliğinden taviz verirsiniz ve arka planın gittikçe bulanıklaştığını görürsünüz. Tavsiye edebileceğim f8 ile başlayan f11 e kadar giden bir yelpaze olacaktır. Bunun altındaki değerler için flaşlarınızın gücünü arttırmalı (full’e yaklaşmalısınız) ve ISO değerini yükseltmelisiniz.

            Makro fotoğraflarda ise alan derinliği çok önemlidir. Örneğin kafadan fotoğrafladığınız bir deniz tavşanını büyük bölümünü net istiyorsanız diyaframınızı olabildiği kadar kısmalısınız.

            ISO, fotoğraf makinelerinin (eskiden fotoğraf filminin) ışık hassaslığını belli eden değerdir. Bahsettiğim DSLR makinelerin pahalı olmasındaki bir sebep de ISO yükseldikçe fotoğrafın daha az grenlenmesi imkanını sağlıyor olmasıdır. Her makinenin grenlenme oranı farklı olmakla beraber, ISO arttıkça gren artar ve fotoğrafınızda istemediğiniz pikselleşmeler oluşur. ISO’yu arttırmanızın tek sebebi sensöre ulaşan ışığın miktarını arttırmaktır. ISO 100 den ISO 200 e çıktığınızda sensöre düşen ışık miktarı da ikiyle çarpılmış demektir. Bu size flaşların ve diyaframın yetmediği yerlerde çok önemli bir güç katar.

            Beyaz ayarına gelince; ışığın suyun altında her an farklı bir etkisi olduğunu ve renklerin yavaşça kaybolduğundan bahsetmiştim. Aynı şekilde ışığın rengi de (kelvin ile ölçülür ve en iyi örnek floresan ampullerin yaydığı beyaz ışık ile gün ışığı veren halojen ampullerin yaydığı sarımsı ışık arasındaki farktır) her derinlikte değişiktir. Oysa fotoğraf makinelerinizin beyaz ayarı suyun altına ayarlı olmadığı için, ortam ışığını gün ışığı olarak düşünecek, yanılacak ve beklenmedik renkler çıkacaktır. Tavsiyem su altı fotoğrafında ustalaşana kadar makinenizin beyaz ayarını (White Balance – WB) otomatikte tutmanız, ilerideki kademlerde ise manuel beyaz ayarı yapmanızdır. Merak etmeyin, Auto White Balance ile pek çok madalya kazandım.

 

Fotoğraf  Yarışmaları – Katılmak ya da Katılmamak

            Her su altı fotoğrafçısının makinesi ne olursa olsun katılmasını tavsiye ediyorum. Kendi adıma katıldığım yarışmalardan çok şey öğrendiğimi, fotoğraflarıma başka bir boyut kattıklarını düşünüyorum. Kazanan fotoğrafları görmek, diğer fotoğrafçılar ile tanışmak dost olmak, onların tekniklerini kendi bilginiz ile harmanlamak çok önemli. Buradaki iki tavsiyem var birincisi yarışma yapılacak yerde önceden mutlaka dalın ve çekeceğiniz fotoğrafları az çok bilin (unutmayın bazı balıklar hep aynı yerde yaşar) ikincisi ve en önemlisi ise jüriye vereceğiniz en iyi fotoğrafı seçerken çok dikkatli olun. O ya da bu sebepten, çekilmiş ama yanlış fotoğraf seçilip, yarışmaya verildiği için derece alamamış harika fotoğrafları o kadar çok gördüm ki.

View this post on Instagram

Stop Chumming ? Chumming is the practice of luring, attracting wild animals by throwing chum (fish parts, bones, blood etc.) into the water. I shot this photo at Tenerife, an island designed for the tourists, that is why some of the dive centers are attracting the fish by chum, more fish is the chum for more tourists. In this case a turtle was eating the head of a little tuna when a string ray was claiming its share. I know that this was a unique moment for an underwater photographer like me but manipulating the environment should totally be banned. #scubadiving #scuba #cmas #underwaterphotography #underwater #deepsea #natgeo #instagood #sualtı #sualtıphoto #marinelife #ocean #oceanart #deepseacreatures #nikonphotography #natgeo #nikond800 #amazing #scubadiving #nexushousing #inon #bg_underwater #turtle #marineturtle #stringray #tenerife #environment #stopchumming #photooftheday #igphotooftheday #natgeo #natgeoyourshot

A post shared by Kerim Sabuncuoglu (@kerimsabuncuoglu) on

 

Jürilere Dair

            Bu yazının yazıldığı Mart 2020 tarihinde hala CMAS Dünya Su altı Sporları Görüntüleme Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum. Bu, dünya şampiyonalarının kurallarına yön veriyorum, yarışmaların nasıl yapılacağına karar veriyorum ve Dünya Jürisini seçiyorum demek.

            Pek çok yarışmada yarışmacı, jüri veya yönetici olarak bulundum. Pek çok sayıda jüri üyesi ile temasım oldu. Şunu bilin ki jüri üyeleri de birer insan, onlar da önlerine gelen fotoğraflara o andaki beğenileri ile oy verirler. Onlar bir fotoğrafın nasıl ve hangi zor şartlarda çekildiğini, antrenmanda aslında bu fotoğraftan daha iyisini çekmiş olduğunuzu, günlerdir antrenmanını yaptığınız kareyi çekerken havanın patladığını bilemez, bilmek zorunda da değildirler. Kısacası diğer fotoğraflardan bir adım öne çıkacak, jürinin ilk gördüğünde kalbini çarpıtacak, sizin de “Mecburen bunu çektik” yerine “Bu fotoğrafı evimin duvarına asarım” diyeceğiniz fotoğraflar çekmeye çalışın. Gerisi diğerlerinin ne çektiğine ve bol miktarda şansa kalmış.

 

           Su altı fotoğrafı benim için büyük bir aşk, tutku. Denizin altını üstüne getiriyorum, aşağıyı göremeyen insanlara hiç göremeyecekleri bir gezegeni ve orada yaşayan canlıları tanıtıyorum. Bu sayede farkındalık yaratarak öncelikle gelecek nesillere deniz sevgisini aşılamaya çalışıyorum.

            Sizlere de tavsiyem, her fırsatta dalın, her dalışta yanınızda ufak da olsa bir kamera olsun. Karşınıza neyin ne zaman çıkacağı hiç belli olmaz. Fotoğrafları çekerken çok temiz fotoğraflar çekin aynı fotoğrafta birden çok mesaj vermeye çalışmayın, yalın olun.

            Bana göre iki tür su altı fotoğrafı var; birincisi tür belirleyen/belgesel fotoğrafları, ikincisi ise anı yakalayan, hikayesi olan fotoğraflar. Bu iki tür arasındaki farkı anlamak ve hikayesi olan fotoğraflar çekmek için daha fazla dalmak ve fotoğraf çekmenin yanında şanslı da olmanız gerekiyor.

 

O zaman, fotoğrafçı şansı sizinle olsun, iyi şanslar…

Sevgilerimle.”

 

Kerim Sabuncuoğlu

CMAS Görüntüleme Kurulu Başkanı

BU ‘87

Kerim Sabuncuoğlu objektifinden bir kare

Kerim Sabuncuoğlu objektifinden bir kare.

(Daha fazlası için Instagram sayfasını ziyaret edebilirsiniz: @kerimsabuncuoglu )