HALİKARNAS’IN KÜLTÜREL BELLEĞİNE YOLCULUK: BODRUM DENİZ MÜZESİ
Genel

Editörün notu: Yazarlarımızdan Hande Yetkin’in Bodrum Deniz Müzesi direktörü Selen Cambazoğlu ile yaptığı röportaj yayında! Ankara-Bodrum arasında geçen çocukluğundan salgın döneminde müzeciliğin geldiği noktaya dair söylediklerine uzanan röportaj için Selen Hanım’a çok teşekkürler! Keyifli okumalar.

Bodrum Deniz Müzesi direktörü Selen Cambazoğlu, Aydınlı bir baba ve Bursalı bir annenin kızı. Selen Hanım esasında Ankara doğumlu olmakla beraber, hayatının bir bölümünü de başkentte geçiriyor. 1980 yılında babası Aşkın Cambazoğlu’nun Bergama Müzesi’nden Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne su altı arkeologu olarak tayin edilişiyle Cambazoğlu ailesi, mavi gözlü su perisi Salmakis’in memleketine kök salmaya başlıyor.

Selen Hanım Halikarnas’ta geçen çocukluğunu şöyle anıyor: “Çocukluğum Bodrum Kalesi’nde (Sualtı Arkeoloji Müzesi), Uluburun sualtı kazılarında geçti diyebilirim; ailem dalış turizmine başladıktan sonra ise denizde ve su altında… O zamanlar standart bir orta sınıf faaliyeti gibi görebileceğiniz ve hemen hemen her sezon sonu çıktığımız mavi yolculukların da hayatıma çok şey kattığına inanıyorum. Kumbahçe’de işlettiğimiz bir otel vardı, önünden dalış teknemiz kalkardı. O dönemlerde Bodrum naifliğini koruyan bir sahil kasabasıydı. Çocukluğun kendi has naifliği de düşünüldüğünde harika bir evrende yaşıyorduk.” Sözlerini Ankara ve Bodrum’un birbirine taban tabana zıt tabiatına ilişkin bir anekdotla sürdürüyor: “O zamanlar yaz sezonunda Bodrum’da üç ay boyunca ayakkabı giymezken; okul başladığında Ankara’da bir apartmanda, anneannemin diktirdiği döpiyesler ve rugan ayakkabılarla günlere giderdim.

Rugan ayakkabılara karşı sandaletlerin çekişmeli mücadelesi öğrencilik yıllarında da peşini bırakmıyor Cambazoğlu’nun. Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde ve Bozburun-Selimiye sualtı kazılarında kısa süreli staj deneyiminin ardından, üniversite sınavında ikinci tercihi olan Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünü kazanarak aile geleneğini sürdürüyor. Burada anne ve babasının hikayesinin Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde başladığını not düşelim; biri Arkeoloji, diğeriyse Klasik Filoloji okuyorlar tanıştıkları dönemde. 

2

Selen Cambazoğlu

Üniversiteden sonra Antalya, Kemer’de bir otel zincirinde dalış okulu açarak kendi işimi yönettim. Sonrasında, oğlum Ateş dünyaya geldi; şehir değişikliği, İstanbul TURSAB’da Kültür İşleri Danışmanlığı derken, kürkçü dükkanı metaforunun anlattığı gibi Bodrum’a döndüm. Yemek atölyeleri, gastro-turlara girizgah ve Bodrum Marina’da bir restoran girişimimden sonra mesleğime yönelerek Bodrum Deniz Müzesi direktörlüğü görevime sahip olmamı sağlayan Bodrum Belediyesi’ne girdim. Direktörlük görevimin yanında Türkiye’de su altı turizminin, sportif dalışın mihenk taşı olarak nitelendirilebilecek, hala aktif bir aile dalış okulumuz var. Yedi yaşımdan beri dalış turizminin içindeyim, ortaokul yıllarımdan itibaren de yazlarımı dalış okulumuzda çalışarak geçirdim. Babadan çocuğa geçen bu iş bir dönem mesleğim oldu ve üniversiteyi bitirdikten sonra gelen bir teklif üzerine Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan bir Fransız tatil köyü zincirinde dalış okulu açtım, bu okulu beş sene kadar işlettim. Hatta oğlum Ateş, iş sebebiyle orada bulunduğum dönemde Antalya’da doğdu. Bir zamanlar dalış turizminin içinde olduğumdan, ve bu işin gerektirdiği özveriye tanık olduğumdan, sektörün ilgili kurumlarca yerel turizm stratejilerine dahil edilip, tanıtım faaliyetlerine dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun Sualtı Kültür Mirasının Korunması isimli eğitimlerini her ne kadar geç kalınmış olsa da yerinde ve faydalı buluyorum.

Mesleğine yönelik motivasyonunu sorduğumuzda şu şekilde yanıtlıyor: “Hayat kodlarla var gibi; insanlar kodlanıyor. Hareketlere, düşüncelere, davranışlara kodlanıyoruz ve yaşamlarımızı bu kodlanmışlıklara paralel sürdürüyoruz. Bunu farkettiğiniz an, isteyin ya da istemeyin, birtakım becerileri/becerisizlikleri, başarıları/başarısızlıkları edinmiş ve yaşam yönünüzü belirlemiş buluyorsunuz kendinizi. Fark ettiğinizde beğenmediğiniz her şeyi değiştirme şansına sahipsiniz. Benim farkındalığa ulaştığım an, aslında özümü inkar edip ticarete girdiğim an oldu diyebilirim. Yani özüm dediğim, “Bodrum’da başlayan masalımsı hayat; dediğiniz gibi bu hayatta bir Ortaçağ kalesi, Uluburun Batığı, Karaada açıkları, gece ve gündüz sualtı, deniz ve doğaya yakınlık var. İşimle (ve hayatla) ilgili motivasyonum buradan geliyor. Tabii bu motivasyon kısmı, gerçekte işimi icra ederken daha başka ve rasyonel özellikler katarak hayata katkı vermeyi seviyorum.

Mesleğinin olmazsa olmazlarını ise dört maddede açıklıyor: “İlgi alanlarınızla uyuşması, geliştirilebilir olması, kendinize ve çevrenize katkı sağlamanız, gönüllülük psikolojisini içselleştirmeniz.

BODRUM VE SÜNGERCİLİĞE DAİR

Salgın hastalık sebebiyle bir süredir gerileme döneminde kabul edilen süngercilik yerel çabalarla Bodrum’da yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz yıllarda “son süngerci” olarak bilinen Bodrumlu Aksona Mehmet uluslararası sulardan çıkardığı altı adet süngeri, iş insanı Jeff Hakko ise bir süngercinin ihtiyaç duyabileceği materyalleri Deniz Müzesi’ne bağışladılar.

IMG-20191223-WA0017

Jeff Hakko’ya plaketi takdim edilirken. (Solda) Selen Cambazoğlu, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Jeff Hakko, Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Emel Çakaloğlu.

Cambazoğlu hem deniz müzesi müdürü, hem de bir arkeolog olarak yapılan bağışları, süngerciliğin dününü ve bugünü şu sözleriyle değerlendiriyor: Binlerce yıl öncesine dayanan ve Ege’de başlayan bir faaliyet olan süngercilik 1986 yılında, Bodrum’da ve genel olarak tüm Akdeniz’de, etkisini gösteren bir salgın hastalık ve süngerciliğin tehlikelerinden ötürü getirilen av yasağı sonucunda ülkemizde son bulmuştu. Tarihsel açıdan düşündüğümüzde, on dokuzuncu yüzyılın ortalarına değin Türk ve Yunan süngercilerin küresel sünger üretim ve ticaretini ellerinde tuttuklarını görüyoruz. Yirminci yüzyılın başlarında gerileyen süngercilik faaliyetleri 1925-30 sonrasında özellikle Bodrum’da önemli bir ticari faaliyet olarak yine kendini göstermiştir. Bodrum’da 1950-60lı yıllarda altın çağını yaşayan, birçok kişi için gelir kapısı olan, bir meslek ve sektör olan sünger avcılığı hala yasaklı bir faaliyettir. Yasak olmalı mıdır? Bence hayır. Aksona Mehmet’in çabalarına hak vererek, yasağın kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Süngercilerin genç neslini oluşturan Aksona Mehmet’in süngerciliği yeniden popülerleştirerek, Bodrum’un kültürel kimlik yapbozunun önemli bir parçasını yerine yerleştirdiğini düşünüyorum.

BDM Jeff Hakko Koleksiyonu

Bodrum Deniz Müzesi’nin üst asma katındaki süngercilik bölümünde Aksona Mehmet’in hala yaşayan teknesi Aksona’nın modeli, Aksona Mehmet dahil çeşitli bağışçılar tarafından bağışlanan farklı sünger çeşitleri, Oasis Kültür ve Alışveriş Merkezi’ne ait olup müzede geçici sergilemede bulunan ve Bodrum’da süngercilikte kullanılmış tekne modelleri, iş insanı ve koleksiyoner Jeff Hakko tarafından bağışlanan tarihi dalış malzemeleri koleksiyonu bulunmaktadır. Bodrum Deniz Müzesi’ne eser ve obje bağışlarıyla katkıda bulunanların sayısının her geçen gün arttığını görmek gerçekten mutluluk verici. Süngercilerin, sualtı arkeolojisinin Bodrum’da bir bilim dalı olarak gelişmesine  ve günümüz tekne yapımcılığına katkısının unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.

SALGIN TOPLUMUNDA MÜZECİLİK

Yerel ve küresel ölçekli kolektif bilinç ediniminin müzelerin muhafazası ve sürdürülebilirliğiyle mümkün olacağı aşikar; mevcut koşullarda hafızanın yolculuğunun da kanlı canlı mekanlardan çevrimiçi platformlara taşınması kaçınılmaz hale geldi. Yakın dönemde Bodrum Deniz Müzesi de COVID-19’un yeni düzeni şekillendiren küratörlüğünden nasibini almış gibi görünüyor. Selen Cambazoğlu, müze faaliyetlerine dair güncel aksiyon planlarını şöyle ifade ediyor: Bodrum Deniz Müzesi 2 Haziran 2020 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü uyarınca hazırlanan Müze ve Ören yerlerinde Covid-19 Kapsamında Alınması Gerekli Tedbirlere İlişkin Eylem Planı çerçevesinde oluşturduğumuz Bodrum Deniz Müzesi Pandemi Sonrası Normalleşme Eylem Planı dahilinde ziyarete açıldı. Normalde yaz saatleri uygulaması kapsamında haftanın 7 günü 09.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olan müzemiz, yeni uygulama kapsamında Pazartesi günü hariç haftanın diğer günlerinde 10.00-17.00 arası ziyarete açık olacak şekilde programlandı. Müze etkinlikleri öngöremediğimiz bir tarihe kadar durduruldu. Rehberli turlarımız iptal edildi. Sözün özü Bodrum Deniz Müzesi, diğer müzelerde de olduğu gibi, dört metrekare alana bir kişi düşecek şekilde, ‘güvenli müze sergi rotası’ takip edilerek ve Pandemi Sonrası Normalleşme Eylem Planı kurallarının tamamı gözetilerek ziyaret edilebiliyor. Süreci henüz belirlemediğimiz bir tarihe değin çevrim içi olarak yürütmeyi sürdüreceğiz. Canlı yayınlarımıza da müze ziyarete açıldıktan sonra da devam ediyoruz ve edeceğiz. Bu yayınları müzemizin Instagram hesabından yapıyoruz, esas hedefimiz kayıt altına alınan yayınları müze YouTube kanalımızda arşivleyerek bir görsel bellek haznesi oluşturmak. Müze etkinlikleri tekrar başladıktan sonra da bu sıklıkta olmasa da canlı yayınlarımıza devam edeceğiz.  Denizcilik tarihiyle ve kültürüyle haşır neşir olan uzman, araştırmacı, akademisyen bireylerle bu yayınları gerçekleştirmek müzemizin iletişim misyonunu güçlendiriyor. Her şeyin başı iletişim.

IMG_20191210_180446

Hafızanın sanallaşması bir yanıyla ürpertici görünse de, Cambazoğlu bu dönüşümün yapıcı yansımalarına odaklanmayı tercih ediyor: İnsanlık olarak yaşadığımız negatif bir durumun yarattığı pozitif çıktıları, bu koşullarda her farklı düşünce seviyesinden insanın farkındalıklarının arttığını  ve ekosistemin, bilhassa deniz ekosisteminin nefes aldığını gördükçe mutluluk duyuyorum.  Salgın dolayısıyla 2 Haziran 2020 tarihine kadar ziyarete kapalı olduğumuz bir süreç yaşadık. Ziyarete kapalı kaldığımız sürecin kısa vadede etkinliklerimizin iptali,  finansal zorluklar, müzecilik faaliyetlerinin sekteye uğraması gibi olumsuz etkileri olduysa da bu sürecin ileriye dönük projelerimize katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Diğer müzelerde olduğu gibi Bodrum Deniz Müzesi’nde bir süre müze programları gerçekleşmeyecek. Koleksiyonlar özelinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından müzemize bağışlanan, İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığınca müzemiz için özel olarak hazırlanan gemi modelleri sergilenecek. Bunun yanısıra Turgut Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa tabloları da bağışlanmış olacak. 2020 yılı içerisinde müzede yapacağımız küçük bir sergi düzenlemesiyle DKK alanı oluşturacağız, sonrasında bir seremoni organize ederek açılışı gerçekleştireceğiz. Halikarnas Balıkçısı Özel Koleksiyonu kapsamında yer vereceğimiz “Mavi Yolculuk” bölümüyse bu sezon için yeni girişimlerimizden. Ek olarak, müze çalışmalarımıza destek olan Bodrum Deniz Müzesi Müze Gönüllüsü Timuçin Binder ile sergi alanlarında gerekli gördüğümüz birtakım değişiklikler yaptık ve yeni bir senaryo oluşturduk. Tekne modellerinin künyeleri Binder tarafından yeniden düzenlendi, eksik veriler tamamlandı.

HALİKARNAS BALIKÇISI ÖZEL KOLEKSİYONU

Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda gerçekleşen Halikarnas Balıkçısı’nın Görülmemiş Fotoğrafları sergisi yerel basında oldukça ses getiren bir etkinlik olmuştu. Balıkçı’nın kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan’a ait aile fotoğraflarının bir kısmıysa henüz kamu ziyaretine açılmış değil. Cambazoğlu’na bu materyallerin akıbetini sorduğumda şu yanıtı alıyorum: “Balıkçı’nın kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan tarafından müzemizde sergilememiz için izin verilen koleksiyon daha büyük alanlarda daha da geniş kapsamlı olarak sergilenmeyi hak ediyor. İsmet Hanım, kızları Dodo ve Kuki’nin müzemize bu anlamda verdiği destekler muazzam ve yapıcı düşünce sistemleri Balıkçı’yı daha iyi anlamak, anlatmak ve aktarmak için yapacağımız projeleri tamamlıyor. Sergi projesi de bu dayanışmanın güzel bir örneğiydi diyebiliriz. İstanbul’da iki uluslararası fuarda, Bodrum’da da BODTO sergi alanındaki sergiyle toplamda beş yüz binin üzerinde katılımcıya ulaştık. Müzede yeterli sergi alanı olmadığı için fotoğraflar sergiye henüz dahil edilmedi; fakat önümüzdeki senelerde hayata geçireceğimiz Müze Genişleme Projesi ile sergilerimizi daha geniş alanlara yayabileceğimizi umuyoruz.

1

Halikarnas Balıkçısı’nın Görülmemiş Fotoğrafları sergisinden, Selen Cambazoğlu anlatıyor

Cambazoğlu önderliğinde faaliyetlerini sürdüren Bodrum Deniz Müzesi tutucu bir strateji izlemekten de fersah fersah uzak. Önümüzdeki aylarda, Bodrum Belediyesi Bodrum Deniz Müzesi ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin ortak girişimiyle Bodrum’da Uluslararası Malakoloji Sempozyumu düzenleniyor. Katılımcıların çalışma özetlerini göndermeleri için son tarih 30 Haziran olarak belirlenmiş. Bodrum Deniz Müzesi’nin organizasyon komitesinde yer aldığı bir diğer etkinlik ise Üçüncü Turgut Reis ve 16. Yüzyıl Akdeniz Deniz Tarihi Uluslararası Sempozyumu. Bu organizasyonların tarihlerine dair henüz bir değişiklik söz konusu olmasa da, olası bir güncellemenin duyurusu gerekli görüldüğünde yapılacak.

Yeri gelmişken Cambazoğlu, Halikarnas Balıkçısı Okuma Günleri kapsamında gerçekleştirdiği eğitimlere dair planlarını da aktarıyor: “Sırada ertelediğimiz İkinci Bodrum Deniz Müzesi Çocuk Resim Yarışması var, mavi yolculuk temalı. Bunun haricinde Bodrum Sağlık Vakfı ortaklığıyla, engelli çocuklarla hazırlayacağımız bir sahne gösterisi bulunuyor. Son olarak, geçtiğimiz sene kurulan Bodrum Deniz Müzesi Yayınevi de ilk kitabını basıma hazır hale getirdi ve diğer yayınlarla ilgili çalışmalar sürdürülüyor.

MÜZELER VE EĞİTİM

Müzeler günümüzde yaygın eğitim kurumlarından biri olarak görülebilir, biz de Bodrum Deniz Müzesi olarak imkanlarımız el verdiğince müzelerin eğitim işlevine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Programlarımızı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, çeşitli kurum ve kuruluşların desteğiyle sürdürüyoruz. Bodrum Belediyesi’ne bağlı bir kurum olarak ihtiyaç duyduğumuz desteği her zaman alabiliyoruz. Destekçilerimiz arasında müze proje sahibi Bodrum Ticaret Odası ve müze proje ortağı IMEAK Bodrum Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi de var. Ayrıca özel firmaların da bu anlamda payları var, bir müze projesi için küçük bir katkı istediğimizde kimse bizi geri çevirmiyor. Örneğin, bir resim yarışmasında “mavi yolculuk” kazanan bir öğrenciye ya da düzyazı yarışmasında bisiklet kazanan bir öğrencinin hissettiği mutluluğu önemsiyoruz. Birlikte çalışarak çocukların hayatında başka bir alan açabildiğimizde biz de mutlu oluyoruz.

Eğitim programlarına katılımı Cambazoğlu şöyle değerlendiriyor: “Öğrenci programlarına katılım değişkenlik gösteriyor. Örneğin resim yarışmalarına katılım daha yüksekken, ‘8 Ay, 8 Okul, 8 Kitap’ projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz düzyazı yarışmasına katılım beklentimizin fazlasıyla altındaydı. Bu rakamlar salgının etkisiyle de açıklanabilir, öğretmenlerin ve ebeveynlerin konuya olan ilgisizliğiyle de; dolayısıyla eğiticilere verilecek eğitimlerini kapsayacak bir proje hazırlığı içinde olacağımızın da bilgisini size verebilirim.

Bodrum Deniz Müzesi direktörü Selen Cambazoğlu’na paylaşımları için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

*Müze programlarının duyurularına sosyal medya hesaplarından, web sitesinden ve e-posta listelerinden ulaşabilirsiniz. E-posta listesine kayıt olmak için bodrumdenizmuzesi@gmail.com adresine iletişim bilgilerinizi iletebilirsiniz.