MAVİNİN HİKAYESİ
araştırma

Editörün notu: Mavinin yeri bizde ayrıdır. Peki bizim için vazgeçilmez olan bu renge Homeros’un Odesa’sında, kutsal kitaplarda ya da antik hikâyelerde rastlamanın mümkün olmadığını biliyor muydunuz? Üyelerimizden Fatih Yakut, mavinin binlerce yıl öncesine uzanan esrarengiz hikâyesinin peşine düştü. Keyifli okumalar!

EE128DB7-C2F7-408E-9E30-210476F0CB8C

Güneşli bir günde kafamızı yerden kaldırıp gökyüzüne baktığımızda veya denizlere özgür bir yolculuğa çıktığımızda bizi karşılayan yegâne şey: Engin mavilik. Göklerin ve suların rengi olmasından mıdır bilinmez, mavi sonsuzlukla, hayal gücüyle bağdaştırılmış; hatta eski Mısırlılar onu tanrıların rengi olarak seçmiş. Birçok Akdeniz ülkesinde kötü bakışları defettiğine inanılan tanrıların gözü nazar boncuğu da bu yüzden mavi. İnsan ruhuna huzur veren bu renge birçok kişi vurulmuş. Yeri geldiğinde ise hüznün rengi olmuş ve mavinin İngilizcesi blue kelimesinden türeyen blues müziğinin acıklı tınılarına işlenmiş. Birçok defa şiirlere, romanlara, tablolara nakşedilmiş.

Eski Mısırlılarda olduğu gibi Gök Tengri’ye inanan eski Türkler için de mavi önemli bir yere sahip. Mavinin diğer adı eski Türkçe kök, yani gök kelimesi. Bu yüzden de mavi, Göktürk devletinin adına ve birçok Türk devletinin bayrağına yansımış. Mavi kelimesinin içerisinde ise Arapçada su anlamına gelen ma var ve dilimize su gibi anlamına gelen mai kelimesinden türeyerek geçmiş.

Tüm bunların ötesinde, mavinin farklı bir hikayesi daha var ve bu yazımda deniz aşıkları ve mavi sevdalılarına bundan bahsetmek istedim, umarım keyif alırsınız.

KAYIP RENK MAVİ

5855EFAC-C78A-4DA9-BC24-FA7D6D3F0772

Antik Çağ’ın Akdenizli sakinlerinin deniz ile olan ilişkisini bugün anlamamız pek güç. Biz modern zamanın insanları, gökyüzünü ve denizleri şüphesiz ki mavi olarak görüyoruz. Bunların başka bir renkte olup olmadığını düşünmemize gerek bile yok. Oysa Yunanlar için bu durum böyle değildi. Homeros’un Odesa eserinde deniz için meşhur bir tanım var: koyu şarap rengi (wine-dark sea). Ayrıca öküzün rengini belirtirken de tuhaf bir şekilde aynı ifade kullanılmış. Fakat Homeros neden denizi mavi olarak tanımlamak yerine koyu şarap rengini tercih etmişti? Yoksa bu şiirsel bir tasvir miydi?

1858 yılında, daha sonra İngiltere başbakanı olacak bilim insanı William Gladstone, Odesa Destanı’nı okurken bu durumu fark edip şüphelenmişti. Hatta bu ilginç renk tanımlamasının mavi ile sınırlı kalmadığına dikkat etti. Şiirde kıyafetler, silahlar, hayvanlar ve daha birçok şeyin tasvirinde ilginç renk referansları olduğunu gördü. Demir ve koyunlar mor iken bal yeşildi.

Gladstone, şiirdeki renk referanslarını tek tek saydı. Siyah için 200, beyaz için yaklaşık 100 referans vardı. Kırmızı için 15, sarı ve yeşil için ise 10’dan daha azdı. Gladstone daha sonra diğer Antik Yunan eserlerine de baktı ve aynı duruma rastladı. Şaşırtıcı olan ise hiçbir yazıda mavi renk tanımlaması yoktu. Hatta maviye karşılık gelecek bir sözcük bile bulamadı.

En sonunda Gladstone, bunun Yunanlara özgü bir durum olabileceğini düşündü. Ancak Lazarus Geiger isminde bir filolog bu araştırmaları devam ettirdi ve diğer kültürlerde de aynı sonuca ulaştı. İncil’de, Kuran-ı Kerim’de, antik Çin hikayelerinde veya İzlanda destanlarında mavi renkten bahsedilmiyordu. Toplamı on binlerce sayfayı bulan bu eserlerde mavi gök tanımı dahi yoktu.

Mavi renk kayıptı!

 

MAVİNİN İZİNDE

22B88DB0-8DF3-47BF-8F92-934E847D1773

Geiger, dillerde maviden ilk olarak ne zaman bahsedildiğini aradı ve tüm dünyada geçerli bir örüntü buldu. Bütün dillerde ilk olarak siyah ve beyaz tanımlanmıştı çünkü bunlar karanlık ve aydınlığa referanstı, ışık ve ışıksızlık. Daha sonra kanın ve tehlikenin rengi olan kırmızı ortaya çıkıyordu. Kırmızıdan sonra ise sarı ve yeşil geliyordu. Bu iki rengin çıkış sıralaması kimi zaman yer değiştiriyordu. İlginç olan ise tüm dillerde en son ortaya çıkan renk maviydi.

Linguistik Guy Deutcher’a göre bir rengi üretene kadar o renk için bir kelime kullanılmıyor. Kırmızı en kolay üretilen pigmentlere sahipken, mavi en zor üretilen pigmentlere sahip. Ayrıca mavi için bir kelime kullanmış tek antik toplum Mısırlılardı. Aynı zamanda Mısırlılar, mavi boyayı üreten ilk toplumdu da. Mısırlılar boyayı Afganistan civarındaki bir kaya olan lapis lazuliden elde ediyorlardı. Bu üretimin ne kadar zorlu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Boyayı kutsal eserlerinde kullanıyorlardı ve bunun en iyi örneklerinden birisi aşağıda gördüğünüz Tutankhamun’un ölü maskıydı.

Mısırda mavinin kutsal amaçlarla kullanımı

Konumuza dönersek bilim adamları belki de eski insanların ilk başta rengi göremediklerini ve bu yüzden rengi tanımlamak için kelimeleri olmadığını düşündüler. Homeros’un denizi koyu şarap rengi olarak tanımlarken ne düşündüğünü tabii ki bilemeyiz ancak şüphesiz antik dönemdeki insanlar optik algılama olarak bizimle aynı genetik ve görme yetisindelerdi. Peki mavi için bir kelime kullanılmıyor olması onu ayırt edemediklerini mi gösteriyor? Cevap, evet. İnsanlar dilde olmayan herhangi bir olguyu düşünmekte zorlanıyorlar. Eğer mavi tanımlanmadıysa bu renk yeşilden ayırt edilemiyor. Gelin bunun hakkında yapılan bir araştırmaya bakalım.

 

DİL MAVİYİ GÖRÜNMEZ YAPAR

Konuyu sorgulamak isteyen James Davidoff ismindeki araştırmacı Afrika’nın güneyindeki Namibya ülkesine seyahat etti. Burada Himba kabilesi ile deney yaptı. Himba kabilesini seçmesindeki en büyük etken ise kabilenin dilinde mavi rengi tanımlayan bir kelime olmamasıydı. Yeşilin birçok tonu için farklı kelimeler kullanmalarına rağmen yeşil ile mavi arasında ayrım da yapılmamıştı.

Hangi karenin tonu diğerlerinden farklı?

Yazıya devam etmeden önce yukarıdaki resme dikkatli bakmanızı istiyorum. Bu resimde 12 adet yeşil renk görüyorsunuz. Bunlardan 11 tanesi tamamen aynı tondayken içlerinden birisi farklı tonda. Bulabildiniz mi?

Eğer Himba kabilesinin bir üyesi olsaydınız muhtemelen farklı olan tonu çok kolay bulacaktınız. Çünkü yeşilin tonları için çok fazla kelimesi olan bu insanlar yeşil renklerin aralarındaki ufak ton farklılıklarını çok rahatlıkla ayırt edebiliyorlar.

Himba deneyindeki 11 yeşil 1 mavi kutucuk

Aynı zamanda Himba kabilesine yukarıdaki resim gösterildi. Bu yazıyı okuyan neredeyse herkes ilk bakışta mavi kutucuğu fark etmiştir. Fakat kabile üyelerine sorulduğunda hangisinin farklı olduğunu bulamadılar. Bulabilenler ise ya çok uzun bir süre harcadılar ya da birçok hatalı cevaptan sonra doğru kutucuğu seçtiler. Tekrar hatırlatmak gerekirse Himba kabilesinin dilinde maviyi tanımlamada kullandıkları bir kelime yok. Davidoff’a göre; bir rengi tanımlayan kelime olmazsa, o renk var olmaz.

Bu noktada ilginç bir soru daha doğuyor. Şu anda gördüğümüz ama isimlendirmediğimiz için ayırt edemediğimiz başka şeyler olabilir mi? Zaman içerisinde yeni renkler tanıyabilir miyiz?

Yazımın sonlarına gelirken sizi hangi yeşil kutucuğun farklı olduğunu gösteren görselle baş başa bırakıyor ve sözlerimi tüm deniz tutkunları adına bir renk değildir, mavi huydur bizde diyerek tamamlamak istiyorum.

Himba deneyindeki farklı kare

 

KAYNAKÇA

Investigating the Invisible Color that Ancient People Couldn’t See

No one could describe the color ‘blue’ until modern times

The Last Color Term

Youtube – The surprising pattern behind color names around the world